3 ay önce

Geliştiricisi Do My Best Games, dağıtıcısı ise Party Hard, Punch Club ve SpeedRunners gibi oyunların dağıtımını üstlenmiş tinyBuild Games olan The Final Station, iki boyutlu bir kıyamet sonrası hayatta kalma oyunudur. Steam’de 24 Türk Lirası karşılığında satın alınabilecek oyunun PC ve PS4 versiyonu 30 Ağustos’da, Xbox One versiyonu ise 2 Eylül’de piyasaya çıkmıştır.

Dünyada bir şeyler ters gitmektedir, oyunun acı dolu dünyasında tek bildiğimiz; ordunun yönetime el koyduğu ve baş karakterimizin ordudan aldığı önemli bir kargoyu söylenen yere götürmekle görevli bir makinist olduğudur.

Etrafta bulunan notlardan, chat yazışmalarından ve gazetelerden durum ile ilgili daha fazla bilgi edinebiliyoruz.

Yolculuk boyunca istasyonlarda durup erzak, hayatta kalan insan ve en önemlisi bir sonraki istasyona gitmemiz için gerekli olan kodu arıyoruz. Terk edilmiş ve gizemli istasyonları araştırdıkça çeşitli zombiler ile karşılaşıyoruz. Toplamda altı çeşidi olan bu zombilerin birkaçı şöyle: Uzun boylu ama yavaş olan, bücür ve hızlı olan, ilkinin zırhlı hali ve intihar bombacısı zombiler… Oyun boyunca karşımıza çıkan zombilerin icabına bakarken kullanacağımız silahlar; pistol, shotgun ve etrafımızdaki cisimler. Evet, doğru okudunuz, “silah çıktı mertlik bozuldu” diyenlerdenseniz zombilerin kafasına; televizyon, koltuk, klozet vb. fırlatabiliyorsunuz.

Kullandığımız ateşli silahların geliştirilebilir olduklarını da unutmayalım. Lazer görüşü ve daha büyük şarjör geliştirmelerden birkaçı. Bu geliştirmeleri satıcılardan satın alabilirsiniz.

Paranızın olmaması halinde, medkit ve mermi yapımı için gerekli olan malzemeleri toplayıp kendi medkit ve merminizi üretebilirsiniz.

Evet, oyunda crafting sistemi var, ama büyük beklentileriniz olmasın. Zira oyunda sadece medkit ve mermi üretebiliyorsunuz, hepsi o kadar.

Trendeyken, oyunun hayatta kalma ve simülasyon kısmı işin içine giriyor. Trende geçirdiğimiz zamanlarda trenin kendisi ve -varsa- trendeki yolcular ile ilgileniyoruz. Bir taraftan trenimizi çalışır durumda tutmaya çalışırken diğer taraftan da yolculara yiyecek ve medkit vererek onları hayatta tutmaya çalışıyoruz.
Bana göre trende geçirdiğimiz zamanlar oyunun en sıkıcı anlarıydı. Şahsen trende geçirdiğimiz zamanın, istasyonlarda geçirdiğimiz zamandan daha kısa olmasına sevindim.
Şunu itiraf edeyim, uğraşmaya deymeyecek bazı insanları ölüme terk ettim. Sizin de bildiğiniz gibi böyle bir dünyada, “ya öldürürsün ya ölürsün yada öldükten sonra öldürürsün” Bilirsiniz işte, ben sadece ikinci kısma dahil olmak istemedim.

Her bölümün sonunda bu ekran karşımıza çıkıyor.

Buraya kadar fena olmayan oyunun oynanışı bir süre sonra sıkıcı olmaya başlıyor. Oyunda yaptığımız hataların bedelini ödemiyoruz, ki bence bu durum bir hayatta kalma oyunu için eksidir. Oyunda öldüğümüz zaman dirilme olmasaydı ve diğer karakterler gibi bizim karakter de acıksaydı; oyun çok daha eğlenceli ve zor olurdu.

Kısaca The Final Station, bir süre sonra sıkıcı olmaya başlayan, yaptığınız hataların bedelini size ödetmeyen ve bu nedenlerden dolayı tam fiyatını hak etmeyen bir oyun olmasına rağmen indirim dönemlerinde alınıp bir şans verilmeyi hak ediyor.

65/100